Anasayfa » Featured, Genel, Headline, Kişisel, Kültür-Sanat, Tarih, Yaşam

MEVLÂNA’NIN ŞAHSİYETİ ve DÜNYA GÖRÜŞÜ

12 Aralık 2009 14.066 Görüntüleme 47 Yorum

mevlana1gx7     Bilindiği üzere Mevlânâ’nın 800. doğum yılı olan 2007, UNESCO tarafından dünya Mevlânâ yılı ilan edildi.Ülkemizde ve tüm dünyada 3-9 Aralık Mevlana haftası olarak kutlanmaktadır. 7-17 Aralık tarihleri boyunca devam edecek olan Hazreti Mevlana’nın 736′ncı Vuslat Yıldönümü Anma Törenleri neticesinde bende, “Mevlana’nın Şahsiyeti ve Dünya Görüşü” hakkında enişteminde katkılarıyla ufak  bir makale hazırladım:)
     İslâm tasavvuf, tefekkür ve edebiyatının mümtaz sîmâsı, Divân-ı Kebîr, Mesnevî-i Mânevi gibi şaheserlerin sahibi, adına tesis edilen Mevlevi tarikatı ile tarikat pirleri arasında zirvelerde yer alan Mevlânâ Celâleddin Rûmî‘nin şahsiyetini ve dünya görüşünü, bu ufak makalenin dar çerçevesine sığdırmak güçtür.
Zamanın ünlü İslâm merkezlerinde birçok âlim ve mutasavvıfın meclisine devamı, babasından sonra, dünya görüşünün berraklaşmasına yardımcı olmuştur.
Hayatı boyunca dünyanın mal, mülk, evlât ve iyal gibi geçici ve göz boyayıcı, görünüşte imrendirici özelliklerine bağlanmamış, şan ve şöhret için iç dünyasının zengin nimetlerinden tâviz vermemiş, kula kul olmamış, sultanla fakîr arasında ayırıma gitmemiştir. İslâm’ın yüksek ahlâk kurallarına onun kadar saygılı davranan ve onun kadar bunları hayatında benimseyip yaşatanlar azdır demek yanlış olmaz.
O, “Ben sağ oldukça Kur’ân’ın kölesiyim; ben Muhammed-i muhtarın yolunun toprağının tozuyum.” Diyordu.Bir mü’min ve muvahhid Cenab-ı Hakk’a ve Hz. Muhammed’e bağlılık ve hayranlığını daha nasıl ifade edebilirdi…
Şimdi bu büyük mütefekkir ve mutasavvıf şiir dehâsının memleket toprağına, Konya’ya ebedî tevdîinin üzerinden 726 yıl geçmiş bulunmaktadır. Ama onun hâtırası Türk milletinin, İslâm ümmetinin ve insan cemiyetinin kalbinde, çok taze yaşamaktadır. Onun örnek şahsiyetinin vasıfları ve emsalsiz denecek derecede etkili şiirleri hâlâ milyonlarca kalbe heyecan vermekte ve orada devam etmektedir. O, kendisi de, Mesnevî’nin baş tarafında, şu anlamda, dert yanar:
“Herkes, kendi kanaatine göre bana yâr oldu. Ama sırlarımı içimden arayan olmadı.” Ve sırlarının ne olduğunu, kimin onları kavrayabileceğini de Farsça olarak şöyle dile getiriyor:
TÜRKÇESİ
(Benim sırrım, feryadımdan uzak değildir. Fakat gözde ve kulakta o nûr yok).
Denebilir ki: Bu sevecen, Allah (c.c.) aşığı, bu coşkun şâir doğum yeri Belh’te kalmış olsaydı acaba şahsiyetinin tezahürleri nasıl olurdu? Bu hususta “Fîhi mâ Fih” kitabında şöyle beyanda bulunur:
“Ben Anadolu halkı şiir sevdiği için şiir söylüyorum. Eğer Horasan’da (Belh, Horasan bölgesine dahildir) kalmış olsaydım uzun zamanlar türlü meşakkatlerle elde ettiğim bilgim ile halkı, başka türlü faydalandırırdım. Ders verirdim, kitaplar yazardım.”
     Mevlânâ’nın şairliği tercihinde, her halde okuduğu eserlerin de etkili olduğu gözden ırak tutulamaz. Meselâ kendisi Hakîm Senâî ve Feridüddin Attar’ın etkisini şu beyti ile açıkça göstermektedir:
(Attar ruh oldu, Senâî onun iki gözü; biz Senâî ve Attar’dan sonra geldik).
     Mevlânâ, aslında karakteri itibariyle heyecanlı, hassas, kalıba sığmayan, dinamik ve coşkulu bir yapıya sahiptir. O, gerek Divân-ı Kebîr’inde gerek Mesnevî-i Mânevisinde bitmez tükenmez iştiyakla ilâhî aşka yönelir ve yükselirken, gerek ölçüleri aşan, bizim idrâkimizin bazan kolayca yetişemeyeceği ufuklarda pervaz ederken bize bu özelliklerini sezdirir.Nitekim bu dediklerimizi güçlendiren bir beytinin anlamı şöyledir:
“Önümde şiir nedir ki ondan laflayayım? Bende şâirlerin ferilerinden başka bir fen var.”
Demek oluyor ki onun için şiir bir amaç değil, araçtır.
Ve Mevlânâ, hareketi, değişikliği, enerjik davranışı ve yeniliği şu anlamda dile getirir:
“Her gün bir yerden göçmek, ne iyi! Her gün bir yere konmak, ne güzel! Bulanmadan, donmadan akmak ne a’lâ! Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lâzım.”
Ona göre ölüm, asla dönüştür. Geldiğimiz yere tekrar varıştır, insan, ölümünden sonra, kendini gerçekten seven arif zatların gönüllerinde yaşar. Bu sebepledir ki o şöyle seslenir:Başta ifade ettiğimiz şekliyle
TÜRKÇESİ
(Ölümden sonra mezarımızı yerde arama; bizim mezarımız, arif insanların kalplerindedir).
Yine o, kendisinin yer yüzünde Cenab-ı Hakk’ın müstesna ve mümtaz kulları arasında bulunduğuna inandığı izlenimini vererek şu H.Ş okumaktadır.
“Allah’ın (c.c.) öyle büyük derecelere sahip kulları vardır ki; yer yüzünde yağmura benzerler. Karaya yağarlarsa hayır ve bereket, denize düşerlerse inci meydana getirirler.”
Mevlânâ’daki ruh zenginliğinin, kanaatkârlığın ve kimseye minnet borcu olmamasına özen göstermesinin misalleriçoktur. Göz tokluğuna örnek birkaç mısrayı buraya nakledeceğiz:
“Felekten yarım somun ekmeği olan, oturacağı bir yuvası bulunan, ne kimseye iltifat eden ne de kimseden iltifat dileyen kişinin âlemi ne hoştur.” Fakat bununla beraber insanlardan yine de istekli olduğu anlar vardır. Bunların madde ile ilgisi yoktur. İstediği sevgidir, gönül hoşluğudur, acımadır, şefkattir, hatır gönül almaktır. İşte misâli:TÜRKÇESİ
(Bu anda iki elindeyim, bana acı, sev beni; yarın toprak olunca nedamet göz yaşından ne fayda?)
Özellikle ALLAH (c.c.)’tan korkmağı, Peygamber Efendimize sonsuz saygı ve sevgi ile bağlanmayı, az uyumayı, israftan sakınmayı, sabırlı olmayı ve hakka hukuka riayeti, vb. öğütler. Hele hele ibadeti, seher vakti kalkarak tâatte bulunmayı unutmaz, tavsiyeyi ihmal etmez, işte bu husustaki en güzel bir beyti:
TÜRKÇESİ
(Ey gönül, kalk taat ve ibadette bulun ki o, her işten daha iyidir. O kimse mutludur ki sabah vakti uyanıktır).
Mevlânâ, ayrıca, hür yaşamağı, özgürlüğü amaç edinmiş insandı. Onun tavsiyesi şöyleydi: “Ey oğul, hür ol, hür yaşa!” Ve bu sebeple de dünya nimetlerine, süslerine bigâne idi, denebilir. Evinde yetecek kadar güzel yemekler olmadığı günlerde, “Soframız, Peygamber sofrasına benzedi” dediği olmuştur. Bir rubaisinde bakınız şu yolda ne güzel, ne şirin, ne özgür, ne insancıl olduğunu nasıl dile getirmektedir:
“Ayran çanağım önümde olduktan sonra, and olsun ki, hiç kimsenin bal şerbetini düşünmem. Azıksızım, ama böyle olmasına rağmen, seni azıklandırmağa çalışmaktayım.Ve ben özgürlüğü, kulluğa satmam.”
Zaten onun insanlık sevgisi, birlik ve beraberlik ideali şu beytinde pırıl pırıldır:
TÜRKÇESİ
(Biz birleştirmek için geldik; ayırmak için değil).
Sütün içindeki yağ gibi, görüş ve düşünüşleri metnin içinde, uygun yerde bize gülümserler. Duygu ve düşünceleri şiirde de, nesirde de, gerektikçe, okuyucuyu etkiler. Onun, meselâ, tabiatta her şeyin bir karşılığı olduğuna inandığı, hakikati daima aramanın bir yükümlülük niteliği taşıdığı ve benlik sıfatlarından arınarak insanın kendi parlak şahsiyetini temâşâ edebileceği hususundaki görüşü şu mıs-ralarının çevirisinde bile hissolunur:
“Sen, hiç tabiatta karşılığı olmayan bir isim bilir misin? Hiç gül kopardın mı gül dalından? Söyleyip onun adını arasana hakikati. Ayı suda değil, gökte arasana. Dilersen yükselmeyi, yalnız isim ve harflerden bir hamlede âzâd et kendi nefsinden bütün benlik sıfatlarını. Arın ki kendi parlak zâtını görebilesin.”
Evet, “Kalbinde Peygamber’ in ilmini gör; kitapsız, rehbersiz, öğretmensiz” diye de ekleyebiliyordu..
Mevlânâ’nın dünya görüşünde tasavvufun devamlı ve derin izlerini müşahede etmek tabidir. O, seyir ve sülûkün âdabını daha gençliğinde kusursuz şekilde öğrenmiştir. O, Allah (c.c.)’ı idrâk eden varlığın insan kalbi olduğuna gönül vermişti. Şu anlamdaki Kudsî Hadîsteki açıklama ona yol gösteren bir ışık niteliği taşımıştır: “Hak Teâlâ buyurmuştur ki: Ben yerlere ve göklere sığmadım da, mümin kulumun kalbine sığarım”
Bir şiirinde şöylece âdeta bir başka zaman ve zeminde konuşur gibidir:
“İkiliği bir yana bıraktım. Gördüm ki, her iki dünya da birdir. Biri arar, biri bilir Biri görür, biri çağırır. Aşkın kadehi ile sarhoşum. Her iki dünya da idrâkimden çıkıp gitti.”
Ve nihayet ilâhî aşkı temsil eden şarap sembolünü kapsayan şu anlamdaki mısralar bizi onun âlemini seyre yöneltir:
“Allah’ım, Senin aşkının destisinden nefsim yıkanıyor. Balçıktan olan bedenim harabeye dönmüş. Yalnız kalbim, önce üzümün sahibi ile sohbete dalınca, şarap sinemi yaktı.”
Gerçekten aşk, keşif ehlinin cezbesi, şehidin cesareti, velinin imanı, ahlâk olgunluğu ve manevî birliğin yegâne bağıdır. Ve tasavvuf seferlerinin sonuncusu da, İNSAN-I KÂMİL’dir. Ancak hatırda daima tutulması gereken bir husus vardır ki çok önemlidir: Tasavvuf ve tarikatten önce, bir Müslüman için, şeriatın rehberliği, Islâmî ilimlerin nurlu havasının teneffüsü esastır. Bu unutulmadıktan ve göz önünde bulundurulduktan sonra, evrenin ana gücünün, hattâ yaratılış sebebinin, bencillik ilacının ve acılar merheminin kaynağının aşk pınarından fışkırdığı, elbette, kabul edilir. Böylece hayatın, Allah (c.c.)’a dönüş seyahatinden ibaret olduğu, ölümün geldiğimiz yere dönüşü sembolleştirdiği daha güzelce hissedilebilir. Nitekim Mevlânâ ;
“Toprak, aşktan feleklere yükselir. Canı sen aldıktan sonra, ölmek şeker gibi tatlı şey olur. Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır”
Son olarak Mevlânâ’dan şu anlamdaki şiir parçasını da tekrarlayarak “hitâmuhû misk-sonu misk (gibi olsun)” diyecek ve bu aziz şiir ve tasavvuf sultanını selâmlayacağım:
“Ne senden daha parlak bir ay gördüm; ne senden daha erken uyanan bir seher.
Ne senden daha tatlı bir şeker gördüm; ne senden daha yeşil, daha taze bir ağaç…”

BAYRAM ARSLAN & MEHMET ZAHİT YEKEN

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (10 Oy, Ortalaam: 5 üzerinden 2,80 )
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

47 Yorum »

  • selin dedi ki:

    ben hıc bısey anlamadım

  • sünger bob dedi ki:

    bune yaaaaa:D

  • kıtty dedi ki:

    bance okadar güzel degil ama güel miş bişey anladım

  • o-la-la dedi ki:

    yaw ben hic bisey anlamadm off doğru düzgün kısa ve net olsun yhaaa…

  • karga dedi ki:

    abi bunların hepsini not mu alacaz ya :(

  • barbie dedi ki:

    çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkk uzunnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

  • barbie dedi ki:

    çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkk uzunnnnn yaaaaaaaaaaa

  • elif dedi ki:

    bu ne anlamadım

  • furkan dedi ki:

    odev var la hepsini yazcam

  • zeynep sude karagöz dedi ki:

    gerçekten çoooooooooooooooooooooooooooooooook uzunnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn :) :):):):) :( :(:(:(:(:(:(:(:(:(:(

  • ecem dedi ki:

    sizde yarısı nı yazın ne var ben öyle haptım hemen çok uzun demek gerekmiyo

  • bberinsummm dedi ki:

    ;!!!! :D

  • ece dedi ki:

    ya çok uzun ben bunu hayatta yazamam

  • cemre dedi ki:

    ya daha kzıa ve öz yaın lütfen bu neya çıktı olsa alırıma ama yazılacak ya lütfen kızastınya en iyi site bu ama kısa dedğil yaaaaa offffffff çok uzun ya sizden çok rica ediyorum. bida ksıa olsun bide mevlana kimdir? ne zamn venerde yaşadı? mevlan anın dünya görüşü nedir?

  • cemre dedi ki:

    arkadaşlar ban katılan varmıdır? cevanbnızı bekliyorum

  • sima dedi ki:

    çok uzun yaaaaaaaaaaaaaaaaaaa :(

  • sanane dedi ki:

    çok uzundu urdaki herkese katılıyom :( :(

  • rapunzel dedi ki:

    :) :) :) :) :) :) :) :) :) :) :) :) :) :) ))))))))))))))))))))))) çok yararlandım heyo!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! :) =) :) :)

  • winx dedi ki:

    bence çok uzun ve asorduğum sorunun yanıtıda değil bana kalırsa her sorunun cevabi!

  • kübra dedi ki:

    bu nee beee

  • maria dedi ki:

    Çok uzun..

  • maria dedi ki:

    Ödev için gerekli …..

  • Admin. dedi ki:

    Arkadaşlar Çok Güzel Ama Uzun Özür Dilerim :)

  • ilayda dedi ki:

    tsklerrr..

  • burak dedi ki:

    bune yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

  • lalalala dedi ki:

    anlayamadimm

  • zeyzey dedi ki:

    çoooooooooooooook uuuuuuuuuuuzzzzzzzzzzzuuuuuuuuun

  • kİnGwEeK dedi ki:

    İĞRENÇ BİŞE ANLAMADIM :D

  • buse dedi ki:

    yahu bune yaaaaaaa ben bunu yazasıya ohooooooooo azcık kısa verin yaw….

  • AHSEN dedi ki:

    OFFFF BİRAZ KISA VE NET OLSUN BN BUNDN HİÇÇ Bİ ŞE ANLAMADIM BU NE YHAAA

  • bsfgbkl dedi ki:

    bune be.. bole 70 yaşındaki adam bile anlamaz bunu :D bari yazcaksanız doru dzgün bişey yazın :@ bizide yrmayın..

  • bsfgbkl dedi ki:

    :D :D :D YOK MEVLANAYMIŞŞŞ YOK BİLMEM NEYMİŞŞ

  • lili dedi ki:

    gerçekten çok uzun bu sitede daha kısa ve öz bilgi isterdim bilgileriniz böyle olduğu sürece kimse burdan ödev filan yazmaz aga :)

  • aybuke dedi ki:

    offffffffffffffffffffffffffffffffff yhaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa ooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffff

  • seker dedi ki:

    çok saolun

  • denizzzzzzzzzzzzzzzzz dedi ki:

    ya ben buni nasi yaziçamm yarına üdevvvv (L)

  • melisa dedi ki:

    valla çok güzel hazırlamışlar:)

  • melisa dedi ki:

    :) :) :) :D

  • h dedi ki:

    ben mevlananın dünya görüşünü arıyorum ve uzun diyenler özetlemeyi bimiyonuzzzzzzzzzzzzzzzzzzmuuuuuuuuuuu

  • bedogt dedi ki:

    hiç işime yaramadı :(

  • bedogt dedi ki:

    işime yaramadı :(

  • dilruba dedi ki:

    Çok güzel bir makale ve tamamen iyi özetlenmiş Mevla’nın muazzam hayat görüşü.Teşekkür ederim.

  • tuana dedi ki:

    çok uzun tek hoşgörü dese olurdu

  • ıbo dedi ki:

    bana gerçektende kasım oldu ve ben buldum çok teşekkürler

  • merve dedi ki:

    çok uzun hepsinin nası yazcazzzzz

  • merve dedi ki:

    çok kısaaaaa:)

  • yaren dedi ki:

    ben çok bilgi öğrendim herkese tavsiye ederim arkadaşlar

Yorum Yaz

Yorumunuzu asagiya ekleyin, veya kendi sitenizden geri izleme yapin. Ayni zamanda RSS ile bu yorumlara kaydolabilirsiniz