Mevlana ve Şems-i Tebrizi
Elif Şafak’ın ‘AŞK’ isimli romanını okuduktan sonra Mevlâna’ya olan hayranlığım bir kat daha arttı.Asıl adı Muhammed olan Mevlâna, 30 Eylül 1207 tarihinde bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinin Belh şehrinde doğmuştur.”Bilginlerin Sultanı” ünvanına sahip olan babası Bahaeddin Veled’in yanında yetişmesi,onun büyük bir ilim ve din bilgini olmasını sağlamıştır.Mevlâna 15 Kasım 1244 tarihinde Şems-i Tebrizi ile karşılaşması onu bambaşka bir aleme itmiştir.Şems-i Tebrizi’nin Şam’a dönmesi Mevlâna’nın içinde olan aşk ateşini, ayrılık ateşiyle körüklemiş Mevlâna, Şems’in yokluğunda insanı aşan şiirler, beyitler yazmıştır.Mevlâna’nın, Şems’in gelmesi isteği ile bir beyiti Sultan Veled’le(oglu) birlikte göndermiştir. Zorla elde edilen bir iknadan sonra Sultan Veled, Şems’in Konya’ya dönmesini sağlamıştır. Konya’nın girişinde, Mevlâna, umera ve ulemayla beraber onları karşılamaya çıkmıştır. Şems’in Konya’ya gelmesiyle beraber Mevlana’da hasretinden ve sıkıntılarından kurtulmuştur. Fakat huzurla, muhabbetle, dostluk içinde süren günler pek fazla sürmemiş, dedikodular ve can sıkıcı durumlar yeniden başlamıştır. Şems ölmesiyle birlikte, Mevlâna uzun yıllar inzivaya çekilmiştir.Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü Hakk`ın rahmetine kavuşmuştur.










Hamsın, pişeceksin, yanacaksın;)
Keep posting…
Yorum Yaz